
Mobilya sektöründe, irili ufaklı üreticiler ve perakende mağazalarla beraber 60
bin şirket bulunuyor. 170 ülkeye ihracat yapan sektör, 6 milyar dolarlık bir
büyüklüğe sahip. Yıllık ihracatı ise 1 milyar doları bulan mobilya sektörü
tekstil ve otomotivden sonra Türkiye’nin üçüncü büyük sektörü haline gelme
yolunda hızlı adımlarla ilerlemektedir.
Televizyon, radyo, gazeteler ve reklam billboardlarında son yılların en çok
rastlanılan reklam ürünlerinden biri şüphesiz ki ‘Mobilya’ dır. Reklamlar da ;
birçok marka, ürün, tasarım ve sayısız ödeme seçeneği ile sunulan mobilyalar,
ülkemizde aslında yıllardır var olan ama gücünün ve etkisinin farkında olmayan
bir sektörün potansiyelini anlamamızı sağlıyor.
Hayatın bir bölümü konutta, geri kalanı işyeri ve bürolarda geçtiğine göre,
insan-mobilya münasebeti kaçınılmaz ve süreklidir. Makro ekonomi açısından,
mobilya ülkeye ciddi düzeyde istihdam sağlayan, meydana getirdiği katma değerle
gayri safi milli hasılaya katkıda bulunan önemli bir iktisadi sektördür.
Mobilya sektöründeki bu potansiyelin değerlendirilmesi , sürekli kılınması ve
istikrar kazanması için "Müşteri mutluluğu" ve "Toplam Kalite Yönetimi"nin esas
alınması gerekir. Bu da ancak ürün kalite boyutları olarak adlandırılan ve ürün
değerini temsil eden karakteristikler olarak fonksiyonellik, sağlamlık,
dayanıklılık, estetik özellikler ve emniyetten oluşan unsurların tatmin
ediciliği ile sağlanabilir.
Tabiî ki bu gelişmekte olan sektörde sorunlar yaşanması da kaçınılmazdır. En
önemli sorunların başında nitelikli eleman istihdamı gelmektedir. Daha sonra ise
kayıt dışı çalışanlar ve potansiyeli fark edip iç piyasadan yararlanmak ve
ihracat üssü olarak kullanmak amacıyla Türkiye’ye gelmeye başlayan yabancı büyük
markalar….
İhracat pastasından anlamlı pay almak, çoktan olgunlaşmış kurumsal
yapılarıyla ülkemize gelmekte olan küresel şirketlere karşı rekabet gücü
kazanmak adına şirketlerimizin mutlaka kurumsal yapılarını tesis etmesi
gerekiyor. Bu bağlamda, ilk önce ISO 9001’in uygulamaya konulması, iş bölümü ve
uzmanlaşmayı sağlayacak departmanlaşmanın inşa edilmesi, özellikle kuvvetli bir
dış ticaret departmanı kurulması, hedef pazarın tayini ve stratejik yönetim
gibi, çağdaş işletmeciliğin diğer gerekleri işinin ehli danışman ve yöneticiler
vasıtasıyla yerine getirilmelidir.
ISO Sisteminin kurulduğu bir firmada kalite; ürünün taslak
halinden tüketicinin kullanımına kadar ki yolculuğunda en üst seviyede
tutulmaktadır. Satış sonrası hizmetler ile de bu performans
desteklenmektedir.Bunun neticesinde yurt içi ve yurt dışı pazarlarda müşterinin
tercih ettiği firma haline gelmektedir. Firma; çevreye duyarlı, yüksek kalite de
en az maliyetle en fazla satabilir üretim yapan, yenilik ve gelişmelere açık,
beklentileri karşılayan, ülke ekonomisine katkıda bulunan bir tesis haline
gelmektedir.
|